CAIDP'nin AI Policy Clinic çalışma grubunda yer alıyorum. Çalışma grupları içerisinde ülkelerin yapay zeka politikalarını, uluslararası kurumların yapay zeka yönetişimi kapasitesini ve temel belgeleri inceliyoruz. Ben de  Türkiye bölümünü çalışırken, teknik veya kavramsal bir terime değil, bir dipnota takıldım. Raporun ilgili bölümünde Türkiye'nin AI yaklaşımı anlatılırken verilen kaynak, cbddo.gov.tr adresine işaret ediyordu. Sorun şu: Bu kurum 2025'teki idari yapılanmada kapandı. Peki bir politika raporunda yer alan referans, kurumsal gerçeklikle örtüşmediğinde ne olur? Bu soru, Türkiye'nin yapay zeka yönetişimindeki daha büyük bir sorunsala işaret ediyor: kurumsal hafızanın izlenebilirliği.

Kaynak zinciri kırıldığında politika görünmez oluyor

Türkiye’deki resmi kurumların sayfasında Türkiye’nin yapay zeka stratejisini anlatan temel belgeye ulaşılamıyor. OECD'nin ülke tanıtımlarını içeren ilgili sayfasında Türkiye'nin Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021–2025) hâlâ kayıtlı. Ancak doküman kaydedilmiş olmasa bu kaynak aslında bağlantısı artık var olmayan bir adresi gösteriyor. Bu, tek başına kritik bir şey söylüyor: belge hayatta kalsa bile, referans zinciri kırılabiliyor. Dışarıdan bakan bir araştırmacı için bu, politikanın takip edilmesini bir hayli zorlaştırıyor.

Dijital Dönüşüm Ofisi'nin (DDO) kapatılması, sadece bir tabelanın inmesi değil. 28 Mart 2025 tarihli 183 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle, ofisin yetkileri başka kurumlara dağıtıldı. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin güncel metninde DDO ile ilgili hükümler için "mülga" notları açıkça görünüyor. "Kapatılan ofislere ilişkin işlemler" başlığı altında, kayıt, doküman, varlık ve yükümlülük devrinin Cumhurbaşkanlığınca yürütüleceği belirtiliyor. Yani kurumsal kapanış, arşivin, personelin, süreçlerin yeniden dağıtılması demek.

Ama bu devir sürecinin şeffaflığı nerede? Hangi bilgi seti nereye taşındı? Hangi ekip hangi işi devraldı? Hangi pilot çalışmalar devam ediyor? Kamuya açık metinlerden bu soruları sistematik biçimde cevaplamak her zaman mümkün olmuyor. 

Yeni aktörler, eski birikim

Aynı dönemde kurumsal harita başka yönlere doğru da genişledi. Siber Güvenlik Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı teşkilatı içinde yeni bir yapı olarak sisteme girdi. 2025 sonunda ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafında yapay zeka koordinasyon rolü güçlendirildi. Bakanlık teşkilat şemasında "Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü" açık biçimde yer alıyor ve görev tanımında yapay zeka politika koordinasyonu vurgusu öne çıkıyor.

Bu tablo, AI yönetişiminin tek bir kapıdan değil, birden çok kurumsal düğümden aktığını gösteriyor. Sorun, dağıtılan yapının kendi içinde nasıl koordine olduğu ve DDO dönemindeki bilgilerin bu yeni yapılara nasıl taşındığıyla ilgili. Açık konuşmak gerekirse: bu aktarımın derinliğini uçtan uca doğrulamak, elimizdeki kamusal metinlerle mümkün olmuyor.

Güven sorunu: araştırmacı için de, ekosistem için de

Bu sadece akademik bir problem değil. Türkiye'nin AI politikasını uluslararası bir rapora yazmaya çalışan herkes için bir güven sorunu yaratıyor. Bir ülkenin AI politikasını anlatırken, "hangi kurumun hangi tarihte hangi yetkiyle konuştuğunu" sürekli yeniden doğrulamak zorunda kalıyor olmak ciddi bir sorun. Dün otoritatif olan kaynak, bugün arşivlenmemiş bir bağlantıya dönüşebiliyor.

Uluslararası raporlarda bu durum iki şeye yol açıyor: gecikmeli güncelleme ve eski kaynakların yeni kurumsal gerçekliği temsil edememesi. CAIDP benzeri çalışmalar, politika karşılaştırması yapmaya çalışırken bir ülkenin idari değişimlerini anlık olarak takip edemeyebilir. Sonuç: o ülkenin yapay zeka kapasitesi eksik ya da yanlış temsil edilir. Bu, uluslararası iş birliği ve politika transferi açısından da ciddi bir risk.

Katılımcılık, erişilebilir hafıza gerektirir

Benim için bu mesele teknikten çok demokratik. AI gibi yüksek etkili bir alanda katılımcılığın zemini, erişilebilir ve izlenebilir kurumsal hafızadır. Eğer kamu, akademi, medya ve sivil toplum aynı kaynağın aynı sürümüne erişemiyorsa, ortak tartışma zemini de bozulur.

Türkiye'nin Ulusal AI Stratejisi'nin zaten "yaşayan ve güncellenen bir belge" olma iddiası var. Ancak bu iddianın idari karşılığı eksik. AB'nin AI politika süreçlerine baktığınızda, her değişiklik kayıt altına alınıyor, eski sürümler arşivleniyor, güncellemeler versiyon geçmişiyle takip edilebiliyor. Bizde ise link kırılıyor, kurum kapanıyor, yeni yapı kurulurken eski birikim izlenemiyor.

CAIDP etkinliğinde bu bölüm üzerinde çalışırken vardığım kişisel sonuç şu oldu: Türkiye'de politika bir günde değişebilir; bu bir gerçeklik. Ama bilgiye erişim mimarisi doğru kurulursa, değişim kaos üretmek zorunda değil. Kurumsal hafıza kaybı, AI yönetişiminde en az algoritma şeffaflığı kadar önemli bir zarar zinciri yaratır. Çünkü politikanın izlenebilir olmaması, hesap verebilirliği de ortadan kaldırır.

Ve bu, teknik bir altyapı sorunu olduğu kadar, politik bir niyet meselesi.

Bağlantı kopyalandı!